|
DOKUZUNCU HARİCİYE
KOĞUŞU - PEYAMİ SAFA
Birçok insan
muayene odasının kapısı önünde bekleşmekte. Sıralarda oturacak yer olmadığı için
yeni gelen anneler duvar diplerine çöker ve hasta çocukları dizlerine oturur.
Hiç kimse düz oturamaz. Çoğunun bir yeri alçılı veya sarılıdır. Yeni gelenlere
olan ilgi uzun sürmez. Başlarını kaldırır, bakarlar ve tekrar eski vaziyetlerine
dönerler.
Hasta gençte onların arasındadır ve yanında büyüğü de yoktur. Yalnız başına
demir parmaklıklı kapılardan geçer ve dokuzuncu hariciye koğuşuna doğru
ağaçların bile sıhhatini imrenerek yürürdü.
Beyaz gömlekli, güçlü kuvvetli bir adam kapıdan çıkıp, parmağıyla onu gösterir
ve yüksek sesle çağırır. Karanlık dehlizden aydınlık muayene odasına gider. Hep
görmeye alıştığı manzara onu karşılar: Beyazlıklar ve madeni pırıltılar. Oturur
ve ayağını hasta bakıcı kıza uzatır. Sargılar çözülmeye başlar. Her kat
açıldığında daha da hafifler; sanki bütün sargı açıldığında kendini uçacakmış
zanneder. Pansuman biter ve bacak tekrar sargıya alınır. İki yıl önce bir
ameliyat olmuştur. Doktor, bacağı için tekrar bir ameliyat gerektiğini,
bacağının kısalacağını ve yere basamayacağını söyler. Cevap yok bacağı sarıldığı
halde kımıldayamaz...
Genç, eve geri döner. Eve giden yolda, diğer evlerin hallerine bakar. Her
yağmurda, her fırtınada kaplamalarının nasıl kabardığını, nasıl biraz daha öne
eğildiklerini inceler. Genç bunların arasında kendi evini zor bulur. Çünkü,
bütün evler kendi evi gibidir. Eve vardığında, kimsenin olmadığını görür. Her
eve geldiğinde yaptığı gibi sofada uzun süre kalarak etrafına bakınır. Bu yaşlı
sofa adeta onunla sohbet eder.
Ve baktım: Minderde üst üste konmuş iki yastık ( Demek annem biraz
rahatsızlanmış ve buraya uzanmış ). Masanın yanında, rafın önüne çekilmiş bir
sandalye ( Demek annem en üst raftan bir ilaç şişesi almış ). Ha… İşte masanın
üstünde bir şişe: Kordiyal ( demek annem bir fenalık geçirmiş ). Minderin
üstünde ıslak, buruşuk bir mendil ( Demek annem ağlamış ). Benimde bu şişeye,
iki yastığa ve bir mendile ihtiyacım var. Ben de kordiyal alacağım, uzanacağım
ve ağlayacağım. Az sonra annesi gelir Annesi yorgun olduğu için konuşamaz. Genç
ona birkaç tatlı yalanla annesine muayenede geçenleri anlatır. Ameliyatın olup
olmayacağının daha belli olup olmadığını söyler. Akşama Erenköy’üne gideceğini,
ertesi gün fakülteye muayeneye gideceğini de ekler. Annesi izin verir.
Erenköy’üne gider . Paşa tanıdığı ve hatırladığı günden beri oturduğu tarafta
oturmaktadır. Salon karanlıktır. Genç , Paşa’nın oldukça yakınında olduğu halde
yüzünü göremez. Gencin hastalığından çok tahsiliyle ilgilenen Paşa, ona,
imtihandan aldığı notları sorar.
Hafif bir ayak sesi ve sıçrayışla, içeri, Paşa’nın kızı Nüzhet girer. Gayet
ciddi bir konu hakkında konuşulduğunu anlayınca bir sıçrayışta balkona çıkar.
Genç, Paşa’ya eğlenceli romanlar götürür gece olunca okurdu. Bu kez getirdiği
roman çok uzun tasvirlerle başlamaktadır. O sırada Nüzhet içeri girer. Bir el
işaretiyle onu yanına çağırır. Fakat genç okumayı bırakmak istemediği için, ilk
önce gitmez. Daha sonra Nüzhetin uyarmasıyla Paşanın uyuduğunu fark eder.
Merdivenlerden sessizce inerek, havuzun başındaki kanepeye otururlar.
Havuz başında Nüzhet kendisini isteyen Dr. Ragıp adında birinden bahseder. Genç
bu bahisten hoşlanmadığını söyleyince, Nüzhet onunla istedi diye hemen
evlenmeyeceğini söyleyince, genç sevinçten Nüzhetin boynuna sarılmak ister. İlk
önce bunun bir aşk teminatı olduğunu zanneder. Fakat biraz daha düşününce bunun
bir teselli olabileceğini anlar ve biraz önceki kederi artar.
Ertesi gün hasta haneye gider.Doktor o sırada teşrih sınıfında ders vermektedir.
Yazarı sürekli gezdiren doktor onu hiç teşrihhaneye götürmemiştir ve bu kez
oraya giderler. O gün acelesi olan Operatör, onunla ilgilenmez ve bir doktora,
ona, koltuk değneği kullanmasını söylemesini ister.
Doktorla birlikte, biraz yürüdükten sonra bir lokantaya giderler. Doktor yemesi
için ısrar eder . Fakat etin kokusu ona teşrihhaneyi hatırlattığı için bir şey
yiyemez.
Eve geldiğinde büyük bir sessizlik onu karşılar. Hemen odadan çıkmak ister fakat
bunu nasıl yapacağını bilemez. Sonra cesaretini toplar ve “Yukarı çıkayım” gibi
bir şey mırıldanarak odayı terk eder. Nüzhet ile oturduğu divana gider. Fakat
yaşında kuvvetli acıların ona verdiği geçici körlük ve sağırlık yüzünden bir şey
yapamaz. Kafasını divana yaslayıp, otların içindeki bahçıvanı izlemeye çalışır.
Birkaç gün sonra doktor Ragıp ziyarete gelmiştir. Hastalık hakkında uzun uzun
konuşulur. Genç fakülteye gideceğini söyler. Doktor Ragıp, gencin, bu bahsin
kesilmesini istediğini anlayınca, başka bir konuya geçer.
Ertesi gün Paşa, Doktor Ragıp hakkında sorular sorar. Genç , Doktor Ragıp’ın
Nüzhet’i mesut edemeyeceğini söyleyince, yengesi sinirlenerek , piyanonun
üzerinden rasgele bir şey alıp odadan ayrılır. Paşa gence taraftarlığını
gösterir gibi bir kahkaha attıktan sonra, Nüzhet’in onun kardeşi olduğunu ,
onunla beraber büyüdüklerini söyler. Genç şaşkınlık içinde kalmıştır.
Ertesi gün Nüzhet ve annesinin kendisi hakkında mikrop diyerek konuştuklarını
duyunca ani bir kararla o akşam eve dönmek ister. Bunu Paşa’ya bildirdiğinde
Paşa, emreder bir sesle “Yarın gidersin” der. Köşke ilk geldiği günü hatırlar ve
o gün başlayan bir hikaye, bugün bitiyormuş gibi hisseder.
Ertesi geceyi de orada geçirmesi için bir neden doğmuştu. Annesi gelmişti. Gece
yemeğine Dr. Ragıp ve annesi de gelmişti. Sofrada Fransızca ve Türkçe hakkında
bir tartışma yaşanır. Genç salondan erken çıkar ve yatar. Ama uyuyamaz. Ağrıları
artmıştır. Fakat ruhi azabına karşın, sade ve saf olan et ıstırabını o gece
sevmişti.
Yengesinin ısrarı üzerine bir gece daha kalmaya mecbur olmuşlardı. Nüzhetle
önceki gece yüzünden küs gibiydiler. Balkonda biraz sohbet ettiler, ama samimi
değil.
Eve dönerler. Bacağında büyük sancılar. Sabahı zor getirir. Fakülteye giderler.
Operatör derstedir. Genci sedyeyle ikinci hariciye koğuşuna götürürler. Bacağın
sargıları açılır. Operatör içeri girdiğinde, onu gördüğü halde, hiçbir şey
söylemeden ellerini yıkar. Ona bir koltuk değneği getirtir. Mithat Beyle röntgen
çektirmeye giderler. Daha sonra bir arkadaşı ve Mithat Beyle bahçede otururlar.
Neredeyse bütün akrabaları onu hasta yatağında ziyaret etmişti. Askeri bir hasta
hanede çalışan bir akrabası, pansuman için gerekli olan pamuk ve gazlı bezi
getirir. Bir gün genci çalıştığı hasta haneye götürür. Alman bir doktor yanlış
bir teşhis koyar. Yine aynı hasta hanede çalışan bir Türk doktor Türkiye’de
bulunmayan bir ilaç tedavisi ile kurtulacağını söyler. Fakat oda bir işe
yaramaz.
Ertesi gün yine fakülteye giderler. Operatörü bulamadıkları için bahçeye
çıkarlar. Mithat Bey genci yalnız bırakır. Uzun süre bahçede yalnız oturur.
Mithat Bey gelir ve hariciye koğuşuna giderler. Operatör gelmiştir ve
ameliyattadır. Genç, birinin bacağının kesildiğini öğrenir. Ameliyathaneye
çıkarlar.
Operatör röntgenlere ve bacağa baktıktan sonra, gence, bacağını kaybedeceğini
söyler. Genç, o anda bayılır. Ayıldığında ameliyat masasının üzerinde yattığını
fark eder. Bacağına pansuman yapılmıştır. Ayağa kalkar ve koşarak kaçar.
Dokuzuncu hariciye koğuşuna bir dahaki gelişinde yalnız değildi. Polikliniğin
önünde beklememişti. Dosdoğru operatörün odasına çıkmıştı. Operatör, bacağa
baktıktan sonra, önceden verilen kararı doğrular. Bacak kesilecektir.
- Fakat, dedi. “Amputation”lar bence tababete dahil bir iş değildir, bunu
kasaplar de yaparlar ve bir balta vuruşta, bir uzvu uçururlar. Biz, biraz
tentürdiyot süreriz ve biraz da kloroformla hastayı uyuturuz. Farkı budur.
Doktorluk, bu bacağı ve bu gençliği kurtarmaktır. Kendisine sorun, bu hasta
hanede aylarca kalırsa, üç beş ameliyata dayanırsa kurtarmaya çalışırız, yoksa…
Genç, bunu kabul eder.
Artık koğuştadır ve yanında da kimse yoktur. Önceden olan her şeyi özlemeye
başlar.
Rüya gördüğünü sandığı bir anda doktorla aralarında şu konuşma geçer:
1- Hah! Aferin, ağla, ağla!
2- Hayır, hayır… korkuyorum.
3- Sebep yok, yavrum, bak hasta hane adam dolu. Yalnız bu pavyonda on bir insan,
yüzlerce çocuk var.
4- Bilmiyorum, fenayım.
5- Fena şeyler düşünüyorsun.
6- Korkuyorum.
7- Niçin? Burada her şey var. Zil bile. Korkarsan bas gelirler. Her taraf
kapalı.
8- Her taraf kapalı. Korkuyorum.
9- Kapalı olduğu için mi?
10- Bilmiyorum… Bu duvarlar…
11- Ey?...
12- Of!...
13- Bir şey mi düşünüyorsun, birini mi düşünüyorsun?
14- Hayır, bilmiyorum.
15- Nüzhet’i mi görmek istiyorsun? Nüzhet kim? Kardeşin mi?
16- Nüzhet kim? Kardeşim mi? Bilmiyorum.
17- Nüzhet kim?
18- Bilmiyorum.
19- Biliyorsun, biliyorsun, haydi, söyle bana, Nüzhet kim? Bayıldığın zaman onu
sayıklamışsın.
20- Beni buradan çıkarınız!
21- Haydi, söyle yavrum, söyle… Rahatlayacaksın.
22- Ben bu gece burada kalamam.
23- Söyle, çıkarırım.
24- Şimdi.
25- Şimdi. Fakat söyle.
26- Of… Ben çocuk değilim.
26- Biliyorum ki çocuk değilsin.
27- Dizim ağrıyor.
28- Geçer. Demin biz pansuman yaptık. Yere düşerken çarpmışsın, kanatmışsın.
29- Yere düşerken mi? Kim?
30- Hiç. Dizin çok mu ağrıyor?
31- Dizim şimdi ağrımıyor, başım ağrıyor.
32- Başın mı?
33- Bilmem… Bir yerim çok ağrıyor ama. Başım mı, dizim mi?
34- Düşün bakalım.
35- Başım dönüyor, gözlerim kararıyor.
36- Zararı yok, ben buradayım, korkma… Hah… Ağla. Açılırsın… Al bunu kokla…
Başını yastığa koy… Hah… Aferin… Şimdi uyursun. Kapa gözlerini… Hah… Ben
yanındayım, korkma, hiç yalnız kalmayacaksın, uyu!
Yattığı yerden kolu sarılı bir çocuğun geçtiğini görür. Sonra, kapısında bir
adam görür. Adam, gence, sıranın ona geldiğini söyler. Pansuman sırasıydı bu.
Ertesi gün ilk ameliyat yapılacaktı.
Öğleden sonra annesi, Mithat bey ve arkadaşları gelir. Fakat onlar odayı
karanlık iken görmedikleri için, gencin halini anlayamazlar.
Ameliyat günü gelmişti. Kapıda bir adam, ilk ameliyatın onunkinin olduğunu
söyler. Ameliyathanede masaya uzatılır ve uyuşturulur.
“Beş dakika sonra hasta haneden çıkıyorum. Son not.
Bu odada başkaları inleyecekler. Onları şimdiden gayet iyi tanıyorum. Üstümden
çıkarıp yatağa attığım ropdöşambr içinde ebediyen aynı insan bulunacak: Hasta.
Kişiler
1. Hasta Genç: Roman kahramanı, öğrenci
Paşa: Hasta gencin amcası, emekli
Nüzhet: Paşanın kızı, öğrenci
Nurefşân: Paşanın çalışanı, hizmetçi
Paşanın Eşi: Hasta gencin yengesi, ev hanımı
Mithat Bey: Gencin arkadaşı, doktor.
Yorumlar
Yazan: önemsiz
paylaşım için tsk ler :D
|