|
بسم الله الرحمن الرحيم
سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ
الْحَرَامِ إِلَى
الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ
مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ{1}
سُئِلَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم:” أَيُّ الأَعْمَالِ
أَفْضَلُ ؟ قَالَ اَلصَّلاَةُ فِي أَوَّلِ وَقْتِهَا”{2}
Mİ’RAÇ KANDİLİ
Muhterem Müslümanlar!
Önümüzdeki gece,
Mi’raç Kandili’dir. İslâm âlemi olarak böyle
mübarek bir geceyi idrak etmenin sevinç ve mutluluğunu
yaşamaktayız. Mi’raç, Sevgili Peygamberimizin en büyük
mucizelerinden biridir. Bir gece içinde Mekke’den Kudüs’e,
oradan da aşkın bir âleme doğru yaptığı mukaddes ve manevî bir
yolculuktur. Bu yolculuğun özet şekli Kur’ân-ı Kerîm’de,
ayrıntısı ise sahih hadislerde anlatılır. Birçok ilâhî sırrı,
hikmet ve bereketi bünyesinde barındıran bu kutsal gece
hakkında, İsrâ sûresinin ilk âyetinde şöyle buyrulur: “Kendisine
âyetlerinden bir kısmını göstermek üzere kulu Muhammed’i bir
gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiği Mescid-i
Aksâ’ya götüren Allah’ın şanı ne yücedir. Hiç şüphesiz O,
hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir”[1].
Aziz Müminler!
Mi’raç olayının en önemli sonuçlarından biri, İslâm’ın beş
temel esasından biri olan, müminin miracı sayılan beş vakit
namazın farz kılınmasıdır. Namaz, dinin direği [3], imanın en
belirgin işareti [4], amellerin en faziletlisi ve Allah’a en
sevimli olanıdır [2]. Namaz, kalbin nuru, gönüllerin safası,
takvâ ehlinin göz aydınlığıdır; müminin günde beş defa Rabbiyle
buluşmasıdır. Bu sebeple, her mümin namaza başladığında, namazın
kendisinin mi’racı olduğunu, dolayısıyla Yüce Allah’ın huzurunda
bulunduğunu bilmeli, namazdan ayrıldıktan sonra da miraç
şerefine ermiş olmanın şuuru ve sorumluluğu ile hareket
etmelidir.
Değerli Müminler!
Mi’raç Gecesi, duygu ve düşüncelerimizi yenileyerek ilâhî
rahmeti kazanacak işler yapmamız, kulluk bilincine ulaşarak dua
ve niyazda bulunmamız için bir vesiledir. Kulluk şuurumuzu
tazeleyen, günah ve kusurlarımızı daha iyi görmemizi sağlayan,
sorumluluğumuzu hatırlatan bu geceyi iyi değerlendirelim.
Bakışımızı, kendimize, iç dünyamıza çevirelim. “Hâsibû kable en
tühâsebû; hesap zamanında hesaba çekilmeden önce, şimdiden
kendinizi hesaba çekin.” Şeklindeki kutlu öğüde uyarak kendi
yaptıklarımızı gözden geçirelim. Bu suretle hatalarımızı görüp
tövbe edelim. Tövbe en değerli ibadetlerden biridir. Çünkü tövbe
öncelikle –eskilerin deyimiyle- “ma’rifetü’n-nefs”tir; yani
kulun kendini, kendi hatalarını bilmesidir. İkinci olarak tövbe
“ma’rifetullah”tır; yani kulun, Hakkı, Rabbini bilmesidir. Bu
bilgi ve imandan dolayıdır ki kul tövbe ile Rabbine yönelir. Hiç
kimseye açamadığı günah sırlarını O’na açar; kurtuluş için O’nun
inayetini ve affını diler. Nihayet tövbe bir arınmadır. Önce
günahlardan nedamet duyarak kalbimizi arındırırız; sonra da kötü
işleri bırakarak amellerimizi, işlerimizi, hayatımızı
arındırırız. Onun için “Günahtan tövbe eden kişi hiç günah
işlememiş gibi olur” buyrulmuştur. Şimdi mübarek Mi’raç
Kandilinin bizim için ne kadar büyük bir fırsat olduğunu daha
iyi anlıyoruz. Evet muhterem cemaat, bu gece Efendimiz’in
Mi’raca yükseldiği, müminlerin de tövbesi, duası, tesbihleri,
namazı ve kıratıyla ruhunu, gönlünü, ahlâkını arındırıp
yücelttiği gecedir.
Mi’raç Kandili’nizi tebrik ediyorum. Mi’racın bir bölümünün
gerçekleştiği Mescid-i Aksâ ve çevresinde meydana gelen üzücü
olayların son bulmasını, bu kandilin İslâm âleminin birlik ve
beraberliğine, insanlığın barış, huzur ve hidayetine vesile
olmasını Cenâb-ı Hak’tan niyaz ediyorum.
Yorumlar
Yorum yazılmamış.
|